Çevre Sorunlarına Öğrenci Yaklaşımları
Kurtarılan ilk gölü karayolu öldürecek
Perşembe, 25 Şubat 2010 18:54

İSTANBUL - Antalya’nın Elmalı ilçesinde, 1970’lerde tarım arazisi açmak için kurutulan Avlan Gölü, kurumanın korkutucu etkileri görülünce yeniden canlandırıldı. Avlan böylece Türkiye’de geri kazanılan ilk göl oldu. Ama bir zamanlar çevresinde 150 kuş türü barınan, içinde balıklar oynaşan ‘çukur’, içine yeniden su doldurulsa bile bir türlü eski canlılığına kavuşamıyor. 
Türkiye Tabiatını Koruma Derneği’ne (TTKD) göre bunun nedeni, gölün kurutulduğu dönemde tam ortasından geçirilen Elmalı-Finike Karayolu! Göl su tuttukça karayolu su altında kalıyor. Bunun önlemek için de göl suyu devamlı boşaltılıyor. Gölün ortasından geçen karayolunun su sirkülasyonunu önleyerek gölü öldürdüğünü savunan TTKD üyeleri, Karayolları Bölge Müdürlüğü’ne başvurdu. Dernek üyeleri yolun, 2010 sonuna kadar kaldırılması gerektiğini savunuyor.

Devamını oku...
 
Herkes baraj istiyor bir tek siz istemiyorsunuz!
Perşembe, 25 Şubat 2010 18:50

Barajlar Dersim'in doğasına yönelik en büyük tehditlerdir. Bu tehditler bunca zararlarına rağmen inşa edilirse Munzur Vadisi ekolojik yönden büyük bir felakete uğrayacaktır. 

Bir arkadaşım 7. Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nde bu cümleyi kurduğunda aklıma ister istemez baraj ve köprü simgelerini konu olarak ele almış Yeşilçam filmleri geldi. O filmlerde de köprü yahut baraj isteyenler ve istemeyenler arasındaki mücadelenin anlatımı söz konusuydu. Tıpkı az sonra okuyacaklarınız gibi ve fakat büyük oranda farklılaşarak. 

Farklılaşma sermayedarın devletin egemen ekonomik politikalarıyla elini daha da güçlendirmesi ile ortaya çıkıyor. Devlet bir şekilde kendini küçültürken kendinden arda kalan boşluğa Sermaydarı daha da güçlendirerek yerleştiriyor. Satılan onca şirketin, madenin, işletmenin ardından artık Akarsular da satılıyor. Akarsular önlerine set çekilerek baraj haline getiriliyor ve sermayedar akarsulardan enerji elde etme sürecinde işin kaymağını yerken, 50 yıl sonra ömrünü tamamlamış barajları bir bataklık olarak Devlet’in işletimine bırakıyor. Bugün bu tutumun en net yansıması Munzur Vadisi Barajlar Projesi olarak karşımıza çıkıyor. Mevzu çetrefillendikçe, projenin hesaplanmayan zarar verici boyutu daha çok ortaya çıkıyor. Buna rağmen Munzur Vadisi Barajlar Projesi ile ilgili yapılan bütün çağrılar ya görmezden geliniyor ya da hiç duyulmuyor. Devletin resmi organları olanca hızıyla bu projenin AİHM’e intikal etmiş davasını ülke içtihatlarına döndürmek için ellerinden geleni yapıp, ışık hızında raporlar hazırladılar ama bu durum 1-2 medya organı dışında önemsenmedi. Bir nehir üstüne 8 adet Baraj ve Hidroelektrik Santrali(HES) yapılması için projeler hazırlanıyor, Türk-ABD şirketleri arasında konsorsiyumlar-protokoller filan oluşturuluyor, hatta bu 8 adet baraj ve HES projesinden 2 tanesi yapılıyor ama ısrarla ve inatla bu durum haber değeri taşımıyor bazıları için. Kör gözüne çomak sokmak gibi olmasın ama haber değeri taşıyan öğeleri sayayım size; 
Devamını oku...
 
Madencilik ve ekoloji politikaları
Perşembe, 25 Şubat 2010 18:47


Ege Çevre ve Kültür Platformu, 28 Şubat'ta İzmir'de 'Madenciliğin Yaşam Alanlarına Etkileri' oturumu düzenliyor. Toplantıya madencilikten canları yanmış, yaşamsal itirazları olan insanlar ve bu alanda çalışmalar yapan ekoloji hareketlerinin temsilcileri katılacak.

 

Bergama köylü hareketi ile başlayan ve “siyanür liçi” yöntemiyle işletilen altın madenlerine karşı yürütülen mücadelelerin, ülkemizdeki ekoloji hareketlerinde önemli bir yeri var. Yaşananlar, Türkiye’nin 20 yıllık siyasi iktidarlarının ekoloji politikalarının değerlendirilmesi konusunda da önemli ipuçları verir. Canlı yaşamının korunmasına öncelik verildi mi, ekolojik taşıma kapasitesi ve toplumsal yarar dikkate alındı mı? Yoksa, yalnızca madenci şirketlerin çıkarı mı göz önüne alındı, kalkınma masalıyla yıkıma giden yolda ısrar mı edildi? 
Altın madeni üzerine yapılan tartışmaların ana ekseni, yaratacağı çevresel riskler oldu ve konu mahkemelere taşındı. 1982 Anayasası’nın yüz akı “sağlıklı çevrede yaşama hakkı”nı düzenleyen 56. maddesi de yaşam savunucularının işini kolaylaştırdı. Ovacık ile başlayan süreçte önemli hukuksal kazanımlar elde edildi. Bunun üzerine yerin altındaki madenlerden büyük kazançlar elde etmeyi hedefleyen küresel şirketler, “bu yasalarla Türkiye’de madencilik yapılmaz, yabancı sermaye gelmez” itirazlarını yükseltti. Ardından, gündeme gelen yasa değişikliği çok tartışıldı, yaşam savunucuları, “bu yasa değişiklikleri yaşamı korumaz, yeraltı kaynaklarının talanına yol açar” diye haykırdı ama dinleyen olmadı. Maden Yasası ile birlikte toplam 11 yasada önemli değişiklikler yapan “5177 Sayılı, Maden Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun”, 2004’ün 5 Haziran’ında yani Dünya Çevre Günü’nde yürürlüğe girdi. Değişiklikle orman alanları, milli parklar, su havzaları, sit alanları dahil olmak üzere bütün hassas alanlar madenciliğe açıldı, çevresel etki değerlendirme (ÇED) ve gayrisıhhi müessese izin süreçleri de Bakanlar Kurulu’nun çıkartacağı yönetmeliğe bağlandı. Tartışmalar, yasanın çıkmasından sonra da sürdü, aslında yasanın kimin yararına olacağı, ta baştan belliydi. Newmont’un yöneticilerinden Gordon Nixon, “Maden Yasası’nın Ankara’daki Newmont yetkilileri ile eşgüdüm içerisinde hazırlandığını” söylemişti. Eldorado Gold Şirketi temsilcilerinin kaygılarını, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Maden Kanunu Meclis’te, yabancı yatırımın önünü açan yasa da çıkarıldı sorunlarınız çözülecek” sözleriyle gidermeye çalışmıştı. 

Devamını oku...
 
Yuvarlakçay'da Çevre Nöbeti
Perşembe, 25 Şubat 2010 18:42

Muğla'nın Köyceğiz ilçesine bağlı Beyobası beldesindeki Yuvarlakçay Irmağı'na kurulacak olan hidroelektrik santraline tepki gösteren köylüler, 45 gündür "çevre" nöbeti tutuyor.

 Beyobası beldesindeki Yuvarlakçay Irmağı’na kurulacak olan hidroelektrik santraline tepki gösteren Pınarköyü sakinleri, bölgeye kurulacak olan santral için ağaç kesimine başlanmasının ardından, santralin yapılacağı Topgözü mevkisine naylon çadırlar kurarak, 45 gün önce eylem başlattı. 

Yuvarlakçay Irmağı’na yaklaşık 50 metre mesafede bulunan çadırlarda "nöbet tutan" kadınlar ısınmak amacıyla yakacakları odunları ise çevreden topluyor. 
Devamını oku...
 
GDO Paneli
Salı, 23 Şubat 2010 15:03

ODTU_GDO_PANEL_CEVRE_TOPLULUGU

 ODTÜ ÇEVRE TOPLULUĞU

Yaşam Patentlenemez!
Panel: Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO)

26 Şubat 2010
17.30-21.00
MM-25 amfisi

Şafak MERT
Ankara Üniversitesi Biyoteknoloji Enstitüsü

Defne KORYÜREK
Slow Food Türkiye/ Fikir Sahibi Damaklar

Prof. Dr. İnci GÖKMEN
ODTÜ Kimya Bölümü

Belgesel Gösterimi: "Future of Food"
Facebook Etkinlik Sayfası için

tıklayınız.

 
Erzurum'da HES'ler tepkiyle karşılandı
Salı, 23 Şubat 2010 15:00

Erzurum'da yapılan HES toplantısında Vali Öztürk önce TEMA temsilcisinin elinden mikrofonu aldı ardından da köylüleri tehdit etti

Erzurum’un Karadeniz bölgesine yakın kesimlerinde dereler üzerine yaptırılacak 100 Hidroelektrik Santral (HES) için DSİ’nin Tortum’da düzenlediği toplantıya katılan Vali Sebahattin Öztürk, TEMA Erzurum Temsilcisi Işıl Bedirhanoğlu ile tartıştı. Belediye başkanları, muhtarlar ve vatandaşların katıldığı toplantıda eleştiriler karşısında sinirlenen Vali Öztürk, “Yeter artık” diyerek Bedirhanoğlu’nun elinden mikrofonu aldı.

Gölü ve çağlayanı ile ünlü Tortum’un dereleri üzerine HES’lerle ilgili olarak bilgilendirme toplantısı düzenlendi. AK Parti Erzurum Milletvekili Muzaffer Gülyurt, Vali sebahattin Öztürk, Tortum Kaymakamı Fatih Ürkmezer, belediye başkanları, muhtarlar ve 200 kadar köylünün katıldığı toplantı Tortum’daki Çok Programlı Lisenin salonunda yapıldı. Toplantıda DSİ Bölge Müdürü Mustafa Bahadır, Erzurum’daki dere ve çayların üzerine 100 HES yaptırılacağını ve bunların yörede yaşayanlara olumlu etkilerinden söz etti. Vatandaşlar ise akarsular üzerine konulacak HES’ler yüzünden kırmızı benekli doğal alabalıklarla birlikte tüm canlıların yok olacağını öne sürdü.

Devamını oku...
 
YUVARLAKÇAYLILARA EL VER, SESLERİ SESİN OLSUN !
Cuma, 19 Şubat 2010 11:04
YUVARLAKÇAYLILARA EL VER, SESLERİ SESİN OLSUN ! 

Bugün Yuvarlakçayda müteahhit firmanın talebi ile jandarma yöre yurttaşlarına müdahale etmek için toplandı. Haberin yurda yayılması ile gelen ilk tepkiler üzerine müdahalenin ertelenmek zorunluluğu doğdu. Yarın daha sert bir müdahale edilebilir, yöre yurttaşlarının yaşam hakkı ihlal edilebilir. Yuvarlakçaylılara destek olmak ve yaşam haklarını savunmak için sen de tepkini göster.

 

Devamını oku...
 
<< Başlat < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>

Sayfa 5 > 11

GDO'ya hayır!

Reklam