| Madencilik ve ekoloji politikaları |
| Perşembe, 25 Şubat 2010 18:47 |
|
Ege Çevre ve Kültür Platformu, 28 Şubat'ta İzmir'de 'Madenciliğin Yaşam Alanlarına Etkileri' oturumu düzenliyor. Toplantıya madencilikten canları yanmış, yaşamsal itirazları olan insanlar ve bu alanda çalışmalar yapan ekoloji hareketlerinin temsilcileri katılacak.
Bergama köylü hareketi ile başlayan ve “siyanür liçi” yöntemiyle işletilen altın madenlerine karşı yürütülen mücadelelerin, ülkemizdeki ekoloji hareketlerinde önemli bir yeri var. Yaşananlar, Türkiye’nin 20 yıllık siyasi iktidarlarının ekoloji politikalarının değerlendirilmesi konusunda da önemli ipuçları verir. Canlı yaşamının korunmasına öncelik verildi mi, ekolojik taşıma kapasitesi ve toplumsal yarar dikkate alındı mı? Yoksa, yalnızca madenci şirketlerin çıkarı mı göz önüne alındı, kalkınma masalıyla yıkıma giden yolda ısrar mı edildi? Tartışma hukuksal düzlemde de devam etti, yasanın iptali için Anayasa Mahkemesi’nde, yönetmeliklerin iptali için de Danıştay’da davalar açıldı. Anayasa Mahkemesi, dört buçuk yıl sonra, bütün hassas alanları madenciliğe açan, Maden Yasası’nın 7/1. maddesi değişikliğini ve “arama faaliyetlerini ÇED kapsamı dışına çıkartan” Çevre Yasası’nın 10/3. maddesini Anayasaya aykırı bularak iptal etti. Danıştay da Anayasaya aykırı bulunan yasaya dayanılarak çıkartılan Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliği’nin yürütmesini durdurdu. Yüksek Mahkemelerin kararları madencilik izinlerini tartışmalı hale getirdi, Orman Genel Müdürlüğü orman alanlarında yeni madencilik izinlerini vermez oldu. Bu gelişmeler madencilerin kazan kaldırmalarına yol açtı. Bunun üzerine 19 Ağustos 2009 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan yönetmelik değişikliğiyle Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliği’ne eklenen bir geçici maddeyle orman alanlarının madenciliğe yeniden açılması sağlandı. Bir kez daha hukuk güvenliği ortadan kaldırılmış, yaşam alanları korumasız hale gelmişti, Danıştay bu kez “yapılan değişiklik yargı kararlarını bertaraf etme amacına yönelik olduğu sonucuna varılmıştır” gerekçesiyle yürütmeyi durdurma kararı verdi. Araştırma komisyonu Bugünlerde, yasal boşluğu doldurmak için çalışmalar sürdürülüyor, madencilik sektörünün istekleri doğrultusunda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı-Maden İşleri Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan yasa taslağı tamamlanmış durumda. Hazırlanan yasa taslağı da çevre sağlığı ve canlı yaşamını koruma kaygısı taşımıyor, madencilik izinlerini kolaylaştırmayı hedefliyor. Örneğin madencilik alanındaki birinci sınıf gayrisıhhi müesseselere izin verme yetkisi yerel yönetimlerden, Maden İşleri Genel Müdürlüğü’ne devrediliyor, imar planları ve koruma önlemlerine ilişkin düzenlemelerde maden ruhsatlarına dokunulmazlık ve öncelik tanınıyor. Bu arada Kaz Dağları, Kışladağ, Bergama, Çaldağı ve diğer yörelerdeki madencilik faaliyetlerinin yarattığı çevresel risklerin araştırılması için TBMM’ne verilen araştırma önergeleri birleştirilerek “Madencilik Sektöründeki Sorunların Araştırılması ve Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Komisyonu” kuruldu. Komisyonun kurulmasına yol açan önergeler madenciliğin yarattığı ekolojik sorunlarken, komisyonun adının “madencilik sektörünün sorunlarının araştırılması” olarak belirlenmesi, şimdiden güvensizlik yarattı. Komisyonun hazırlayacağı rapor, yasa değişikliklerinde ve madencilik politikalarında referans alınacağı için son derece önemli. Bakalım komisyon, gerçekten madencilikten kaynaklanan ekolojik sorunları mı, yoksa madencilik sektörünün “sıkıntılarını” mı araştıracak? Alınan bilgilere göre, Komisyon şu ana kadar hep madenci şirketleri, derneklerini ve birliklerini dinlemiş. Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP), 3. Bileşenler Kurultayı kapsamında, TMMOB Makine Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Tepekule Kongre Merkezi’nde 28 Şubat 2010 Pazar günü saat 13.00’da başlayacak “Madenciliğin Yaşam Alanlarına Etkileri” başlıklı oturumda bu konu tartışılacak. Toplantıya madencilikten canları yanmış, yaşamsal itirazları olan insanlar ve bu alanda çalışmalar yapan ekoloji hareketlerinin temsilcileri katılacak. Meclis Komisyonu üyelerinin tamamı, ıslak imzalı davetiyeler ve telefonlarla çağırıldı. Komisyon üyeleri gelirlerse madenciliğin kuzuların, tilkilerin, tavşanların, kuşların, börtü böceğin ve insanların yaşamını nasıl etkilediğini canlı tanıklarından dinleyecekler. Bakalım gelecekler mi? ARİF ALİ CANGI: Avukat
radikal2 |









